Faizi Sıfırlayan Modellerle Geliyorum: 16 Mayıs 2018 Türkiye Gazetesi Ropörtajım

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Projesi olan buyursun’ açıklaması sonrası 24 Haziran seçimlerinde Mardin’den AK Parti Milletvekili aday adayı olan Dr. Sümer projelerini anlattı.

m.turkiyegazetesi.com.tr/amp/gundem/560356.aspx

Uluslararası Proje Yönetim Enstitüsü (UPYE) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Levent Sümer, Mardin’de sevilen ve saygın bir aileden geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Projesi olan buyursun’ daveti üzerine Dr. Levent Sümer, 24 Haziran seçimlerinde Mardin’den AK Parti Milletvekili aday adayı oldu. Mardin’den derece ile üniversiteye yerleşen Sümer, eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesinde inşaat mühendisi olarak bitirdi ve yurt dışında öğrenimini master ve doktora yaparak tamamladı. Ülke genelinde inşaat alanında önemli projelerin yönetiminde yer alan Sümer, çeşitli üniversitelerde yarı zamanlı ders veriyor. Levent Sümer’le milletvekili seçilmesi durumunda hayata geçireceği projeler ve Mardin’in problemlerine yönelik çözüm önerilerini konuştuk. “Faizi sıfırlayan modellerle geliyorum” diyen Sümer’in o projelerini özetle şöyle:

Ülkemizin en temel meselelerinden biri finansman problemi ve büyük çaplı projeleri finanse edecek kaynak bulamaması. Bu çerçevede baktığımız zaman Boğaziçi Üniversitesinde geliştirmiş olduğum Varlık Fonu’na hayat verecek olan büyük çaplı yatırım projelerinin halka arz yoluyla finansmanı ve Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) fonlarının buraya kanalize edildiği bir önerim var. Örneğin, şehir hastanelerinde kamu-özel ortak yoluyla hayata geçen ve buna benzer projelerin hepsinde vatandaşın birikimi olan BES vasıtasıyla sermaye piyasası araçlarıyla fonlandığı vatandaşın bir cebinden çıkıp diğer cebine koyabileceği kendi içinde dönen ekosistem geliştirdim. Bu model faizsiz bir taban üzerine dayalı… Bizler vatandaş olarak bu projelere ortak olmaya başladığımız noktada yabancı yatırımcılar kreditör olmak yerine onlar da projeye ortak olmaya çalışır. Bu proje gerçek anlamda Varlık Fonu’nun içini dolduracak. Ülkemizin varlıklarını Türkiye için harcayabilecek altyapı oluşturacak… Bu noktada hem BES fonlarındaki birikimlerimiz hem de bankadaki mevduatlarımız ile vatandaşın birikimini vatandaşa sağlayabiliriz.

Bunun yanında Müşareke Fonu ile firmalara borç vermek yerine onlara ortak olalım diyorum. Şirketleri şeffaflaştırıp daha fazla sermaye piyasasına dâhil ederek kredi kuruluşların veyahut bankaların dönemsel olarak ortak olmasını sağlayabiliriz. Doğal olarak şirketlere kâr veya zararına ortak olursak firmalara daha iyi yönetme noktasında faize dokunmadan aslında şirketlerin daha iyi noktaya gelmesini sağlamaya çalışırız.

Diğer bir model yine faizsiz tabana dayalı geliştirdiğim model. Konutlardaki stokların eritilmesine yönelik yaklaşımım. Her sene 1,4 milyon adet konut satışı yapılıyor. Şuanda ipotekli satış oranları konut kredi faizleri yüksek olduğundan ciddi anlamda bir gerileme var. Bazı bankalar bu oranları geri çekti ancak bunun sürdürülebilir olması için kira getirisine endeksli olarak yine BES Fon’uyla entegre edecek olan bir faizsiz konut finansmanı öneriyorum.

Sümer: Elimi taşın altına koyuyorum

AK Parti hükûmetinin dış politikada, ekonomide, sağlıkta, eğitimde, ulaşımda ve her alanda devrim niteliğinde projeler gerçekleştirdiğini ifade eden Sümer, Türkiye’deki istikrarın ve refah seviyesinin daha iyi seviyelere çıkarılması için kendilerinin de bu yolda çalışacaklarını kaydetti. Sümer “Oyun kurallarının değiştiği yeni dünya düzeninde ‘Daha Güçlü Türkiye’ için yola çıkma ve taşın altına elini koyma zamanı” dedi.

Advertisements
Posted in İş Dünyası | Leave a comment

TGRT Haber Canlı Yayın Çekimi -15 Mayıs 2018

Posted in İş Dünyası | Leave a comment

Dr. Sümer, Daha güçlü bir Türkiye için aday oldu – MardinLife

24 Haziran seçimlerinde Mardin’de milletvekili olmak isteyen Dr. Levent Sümer dosyasını AK Parti’ye teslim etti.
— Şurada oku www.mardinlife.com/Dr-Sumer-Daha-guclu-bir-Turkiye-icin-aday-oldu-haberi-33596

Posted in İş Dünyası | Leave a comment

İnşaat ve Gayrimenkul 4.0 Temalı 7. Proje Yönetim Zirvesi Basın Bülteni ve Sonuç Bildirgesi

 

İnşaat ve Gayrimenkul 4.0 Temalı 7. Proje Yönetim Zirvesi Basın Bülteni ve Sonuç Bildirgesi

Uluslararası Proje Yönetim Enstitüsü (UPYE) ve Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından “İnşaat ve Gayrimenkul 4.0” temasıyla ortaklaşa düzenlenen 7. Proje Yönetim Zirvesi 21 Nisan Cumartesi günü Boğaziçi Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti. Zirvede birbirinden değerli konuşmacılar Endüstri 4.0 devriminin İnşaat ve Gayrimenkul sektörüne yansımalarını; Ekonomi, Şehirleşme, Finansman ve Tasarım ve İnşaat 4.0 panellerinde dinleyicilerle paylaştı.

Açılış konuşmalarını Boğaziçi Üniversitesi Yapım Mühendisliği ve Yönetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Başkanı Prof. Turan Özturan ve Uluslararası Proje Yönetim Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Levent Sümer’in yaptığı zirvede ana konuşmacı olarak Kuveyt ve Londra merkezli Quorum Center CEO’su, finans sektörünün önde gelen isimlerinden Tariq Al Rifai katılımcılara global finans piyasalarının mevcut durumu ve geleceğine dair geniş perspektifte bir sunum yaptı. Sn. Al Rifai, dünyadaki krizlerin temelinin aşırı borçlanma olduğunu, ekonomik krizlerin eskiye nazaran daha sık oluştuğunu, petrol fiyatlarının arz-talebe göre şekillenmediğini ve OPEC’in piyasa fiyatına etkisi konusunda gücünün pek fazla olmadığını, merkez bankalarının sanıldığının aksine piyasa belirleyici gücünün olmadığı, tam tersine piyasayı takip ettiğini, çıkarılan bonoların ekonomilere çok olumlu bir etkisinin olmadığını, Çin’in aşırı borçlanma sebebiyle yakın zamanda bir ekonomik krizle karşı karşıya kalabileceğini belirterek ezber bozan ciddi analizlerde bulundu.

Zirvenin Ekonomi 4.0 adlı ana oturumu Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın başarılı ve ufuk açıcı moderatörlüğünde Boğaziçi Üniversitesi Finans Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Vedat Akgiray, GYODER Başkanı Doç. Feyzullah Yetgin, Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkan Vekili Murat Üstay ve Seha Yapı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Mehmet Sait Culfik’in katılımıyla gerçekleşti. Bu panelde, Tariq Al Rifai’nin tezlerini destekleyecek bir çerçevede dünyadaki aşırı borçlanmanın ekonomilere olumsuz etkileri ve türev piyasaların ve diğer global gelişmelerin dünya ve ülkemiz ekonomisine yansımaları değerlendirildi. Deprem riski sebebiyle kentsel dönüşümün çok hızlı bir şekilde yapılmasının gerekliliği, bunun için yılda 500.000 adet konuttan fazla yenilemenin zorunluluğu, 2017’de satılan 1.4 milyon adet konut içerisinde yabancıya satıştan 4.6 milyar USD gelir elde edildiği, kentsel dönüşümde arsa ve mülk sahipleri ile geliştiriciler arasında bir ortak nokta bulmanın zorluğu ve bunun süreçlere etkisi vurgulandı. Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinin global politik gelişmelerden olumsuz etkilendiği, Libya, Irak ve Rusya’da son birkaç yılda yaşananlar sebebiyle yurtdışı yıllık sözleşme bedellerinin 30 milyar USD’lerden 15 milyar USD’lere gerilediği ancak bu krizlerin birer fırsata dönüştürülerek Güney Amerika ve Afrika pazarlarına açılım gerçekleştirildiği, finansı da beraberinde götürecek yeni modeller geliştirildiği belirtildi. Sektörün geleceği açısından finansman ve arsa maliyetlerinin ve emsal artışlarının yüksekliğinin sektöre olan negatif etkilerinin azaltılmasının gerekliliği ve gelecek nesillere daha iyi şehirler bırakabilmek için doğru ve uzun vadeli bir şehir planlama yapılmasının önemi vurgulandı.

Şehirleşme 4.0 konulu ikinci panelini yöneten UPYE Başkan Yardımcısı Emrah Mazıcı bu etkinliğin ana teması olan Endüstri 4.0’da yaşanan baş döndürücü gelişmeleri ve sektöre yansımalarını Okta Atölye Kurucu Ortağı Dr. Birge Yıldırım Okta, İlke Planlama Genel Müdürü Özcan Biçer, Honeywell Türkiye ve Kuzey Afrika Bölgesi Stratejik Pazarlama Lideri Sonat Çiftçioğlu, Turkcell IoT Müdürü Onur Turan ile birlikte detaylı bir şekilde değerlendirdi. Bu panelin öne çıkan hususları, kentlerin sosyolojik olarak ele alınması gerekliliği, dünyanın hızla kentleştiği, altyapının giderek artan önemi, şehir planlamanın şehirleşmeden sonra yapılmasının olumsuz sonuçları, yeni nesil kentlerin akıllandırılması gerektiği, Barselona ve Gaziantep’teki başarılı uygulamaların diğer şehirlere yayılması, verinin önemi ve dijitalleşmeyle birlikte milyarlarca cihazın haberleşeceği ve bunun hayatımıza yansımaları olarak öne çıktı.

İlk iki panelde konuşulanlar ekseninde Finansman 4.0 panelinde yeni nesil finansal enstrümanların sektöre yansımaları tartışıldı. UPYE Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Levent Sümer’in yönettiği bu panelde Satış Küpü Başkanı Kürşat Tuncel, Re-Pie CEO’su Hasan Bayhan, Albaraka Portföy Genel Müdür Yardımcısı Avşar R. Sungurlu, PwC Vergi ve Hukuk Hizmetleri Ortağı Umurcan Gago ve Burgan Yatırım Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Aktuğ Alimoğlu finansmana dair tespit, deneyim ve vizyonlarını dinleyicilerle paylaştı. Artan faiz oranlarından enflasyona, düşen konut fiyat artış oranları ve ipotekli satışlardan mevcut satış fiyatları ve alım güçleri arasındaki artan makasa vurgu yapılarak artık konutun bir yatırım aracı olmaktan çıktığı, bankaların verdiği konut kredilerine alternatif finansman araçları getirilmesi gerekliliği, sektörde fonların henüz emekleme aşamasında olduğu, fonların uzun vadeli yatırım aracı olarak değerlendirilmesi gerektiği, kurumsallaşma, standartlaşma, hukuki altyapı ve istikrar, BES fonları ile entegrasyon ve yapısal reformlar, bu panelin öne çıkan konuları arasındaydı.

Zirvenin sürpriz ve özel konuğu 14 yaşındaki Yapay Zeka ve Robot Tasarımcısı Eray Aktokluk’tu. Eray’ın tasarladığı ve yurtiçi ve yurtdışında sayısız ödül alan robotlardan oluşan bir sunum ve konuşmasından sonra UPYE Yönetim Kurulu Üyesi Biröz Biricik ile yaptığı söyleşi zirveye damga vurdu. Bu kadar genç yaşta böylesi önemli işlere imza atan Eray Aktokluk sorulara olgunlukla ve geniş bir vizyonla verdiği cevaplarla herkesi kendine hayran bıraktı. Eray, başarılarının arkasında yatan sebebin çok çalışmak olduğunu, aslında şu anda da öyle olmasına rağmen ilerde iyi bir yapay zeka tasarımcısı olmak istediğini ve literatüre adını yazdırmak istediğini, mevcut eğitim sisteminin öğrencilerin potansiyelini ortaya çıkarmaya yönelik düzenlenmesinin önemini vurguladı. Eray gibi genç yeteneklerin varlığı bizleri geleceğe dair umutlandırdı.

Tasarım ve İnşaat 4.0 paneli zirvenin son oturumuydu. UPYE Yönetim Kurulu Üyesi Emre Uluarabacı’nın vizyoner sunumu ve moderatörlüğünde panelin konuşmacıları Bahçeşehir Üniversitesi Yapı İşletmesi Anabilim Dalı Koordinatörü Dr. Gökhan Gelişen, Iron Mountain Gayrimenkul Direktörü Dr. Kağan Ceylan ve Entegre Proje Yönetim Genel Müdürü Kemal Okumuş dinleyicilere endüstri 4.0 devriminin tasarım ve uygulama aşamalarına yansımalarını geniş bir perspektifte ele aldı. Bina yapı modelleri uygulamalarından (BIM), 3 boyutlu yazıcılarla üretime, robot kullanımından drone’la, organizasyonların dönüşüm istek ve kabiliyetlerinin sürece etkisine kadar birçok konu etraflıca değerlendirildi.

UPYE bu zirvenin sonuçlarının ülkemiz için faydalı olması amacıyla karar vericilerce değerlendirilmek üzere aşağıdaki tavsiyeleri hazırladı. Bu tavsiyelerin hayata geçebilmesi için her türlü işbirliği ve detaylı çalışmaları yapmayı UPYE olarak bir vazife olarak addetmekteyiz:

  1. Global ekonomik ve siyasi gelişmeler, içinde bulunduğumuz coğrafya sebebiyle ülke ekonomimizi oldukça kırılgan hale sokuyor. Bu sebeple dönemsel teşvikler rahatlatıcı olsa da uzun vadeli yapısal reformların hayata geçirilmesi oldukça önem arzediyor.
  2. Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) altında Türkiye Müteahhitlik Fonu kurulması ve bu fon sayesinde TVF’nin yatırımcı olarak yurtdışında taahhüt yapan firmalara EPC-F – finansmanı beraberinde götürecek bir imkân sağlaması
  3. PPP ile fonlanmakta olan büyük yatırım proje fonlamasının sermaye piyasası araçlarıyla fonlanabileceği ve ana yatırımcılarının BES fonları ve global fonlar olduğu bir kurgunun hayata geçirilmesi, bunun için TVF altında Türkiye Yatırım Fonu Kurulması
  4. Taahhüt firmalarının yetkilendirme ve sınıflandırılması konusunda ulusal standart getirilmesi
  5. Tüm projelerde uygulanmak üzere ulusal proje yönetim standardının oluşturulması
  6. Yapı denetim ve kamu ihale sistemlerinin yeni nesil inşaat ve üretim anlayışı çerçevesinde güncellenmesi
  7. Konut finansmanında yüksek faizli banka kredilerine alternatif olarak kira getirisine dayalı faizsiz ve BES katkı fonlarıyla entegre edilebilen, “Yapı Tasarruf Sandığı” modelinden çok daha hızlı ve verimli bir şekilde hayata geçirilebilecek “Konut Fonu” kurulması
  8. Kredi Garanti Fonu’na alternatif/tamamlayıcı olarak “Müşareke Fonu” kurulması ve bu fondan yararlanmak isteyen taahhüt ve gayrimenkul firmalarının SPK’ya tabi firmalar olarak yapılandırılması ve gelecekte halka arza kadar gidecek bir değerlendirme/takip sürecine tabi tutulması
  9. GYO ve GYF mevzuatlarında değişiklik yapılması. Spesifik GYO kurmanın teşvik edilmesi, temettü dağıtmanın zorunlu hale getirilmesi, GYF’lerin kamu ortaklı projeler haricinde de iskan almamış projelere yatırım yapabilmesinin önünün açılması
  10. Mega şehirler kurmak yerine teknolojiyi en üst seviyede kullanan akıllı, yaşanabilir ve sürdürülebilir köy modeline geçilmesi, Anadolu’ya tersine göç hamlesinin başlatılması
  11. Kentsel dönüşüm sisteminin enerji verimli, sürdürülebilir ve akıllı yaşam alanları oluşturma mantığına göre tekrar kurgulanması
  12. Kitle fonlama araçlarının ve alternatif finansman modellerinin dönüşüm finansmanında daha yaygın kullanımının sağlanması
  13. Ülke-şehir-kasaba-köy-hane-birey nezdinde kendi kendine yetebilecek bir üretim, yatırım ve verimlilik modelinin hayata geçirilmesi
  14. İnsana ve zihin altyapısına yatırımın tüm fiziksel ve finansal yatırım araçlarından daha önemli olduğu insan odaklı bir yaklaşımın kurgulanması
  15. Kentleşmenin doğayla bütünleşik, mahalle kültürünü esas alan, toplumu izole etmeyen bir stratejiyle tekrar ele alınması

Saygılarımızla,

Dr. Levent Sümer

UPYE Yönetim Kurulu Başkanı

Posted in Eğitim ve Konferanslar, Güncel Konular | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Leave a comment

İnşaat ve Gayrimenkul 4.0 – 7. Proje Yönetim Zirvesi

İnşaat ve Gayrimenkul 4.0

UPYE-Boğaziçi Üniversitesi İşbirliğiyle günü “İnşaat ve Gayrimenkul 4.0” temasıyla düzenlenecek olan 7. Proje Yönetim Zirvesi kayıtları başlamıştır. Zirvede yerinizi almak ve sınırlı sayıdaki ücretsiz kayıt için www.projeyonetimzirvesi.com adresini hemen ziyaret edebilirsiniz.

Posted in İş Dünyası | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , | Leave a comment

Konut Sektörünün Cansuyu: BES Katkı Payları

KONUT SEKTÖRÜNÜN CANSUYU: BES KATKI PAYLARI

Daha önceki yazılarımda Türkiye Varlık Fonu’na gerçek manada hayat verecek yatırım ve finansman modelimi anlatmıştım. Bu yazımda, kurduğum modelin önemli bir parçası olan Gayrimenkule Dayalı Bireysel Emeklilik Sistemi ile Konut Sektörünü birleştirerek her iki alana aynı anda nasıl yatırım yapılabileceğini ve birikimlerin nasıl daha iyi getiri sağlayabileceğini anlatacağım.

Bireysel emeklilik fonları farklı ülkelerde ve farklı alanlarda uzun vadeli yatırımlar yapmaktadır. Dünyada bireysel emeklilik fonları OECD raporuna göre 2016 sonu itibariyle 38 trilyon USD büyüklüğe ulaşmıştır. Ülkemizde 2003’te yürürlüğe giren ancak özellikle 2013’ten itibaren başlatılan %25’lik devlet katkısı desteğiyle büyüme trendine sahip olan bireysel emeklilik fonlarının büyüklüğü Emeklilik Gözetim Merkezi verilerine göre 5 Ocak 2018 itibariyle 68,1 milyar TL’dir. Buna 10,1 milyar TL devlet katkısı ve 2017 yılı itibariyle başlatılan oto katılım sistemi sayesinde biriken 1,8 milyar TL eklendiğinde toplam büyüklüğün 80 milyar TL’ye yükseldiği görülmektedir. Ancak tüm bu teşviklere rağmen bu tutarın ülkemiz GDP’sine oranı %5’i geçmemekte ve %49,5 olan OECD ortalamasının oldukça gerisinde kalmaktadır. Bununla birlikte henüz bir yılı doldurmamış BES otokatılımdan çıkış oranlarının %50’nin üzerinde olması, sistemin kurgusunun ve geleceğinin sorgulanmasına sebep olmaktadır. Bu sebeple bir önceki yazımda sistemden çıkışı durduracak ve vatandaşın bireysel emekliliğe daha yüksek tutarda katkı payı ödemesini ve sistemde daha uzun süre kalmasını sağlayacak yeni bir model olarak Gayrimenkule Dayalı Bireysel Emeklilik Sistemini önermiştim. Aşağıda bu önerimi biraz detaylandıracağım.

HSBC’nin 2015 yılında hazırlamış olduğu Emekliliğin Geleceği adlı raporunda, hem emekli hem de henüz emekli olmayan vatandaşlarımızın gayrimenkul yatırımlarını ve bireysel emeklilik planlarını, emeklilikte gelir yaratmak için en uygun yollar arasında gördüğü belirtilmektedir. Bu önemli sosyolojik veriden yola çıkarak her iki alana yönelecek birikimleri birleştirmek iyi bir gelecek planlaması için doğru bir adım olacaktır.

Ülkemizde konut kredilerinin takipteki kredi oranı %1’in altındadır ve ortalama 90 ay vade ile 142.000 TL konut kredisi kullanılmaktadır. Yani konut almak konusunda borcun çok sadık bir milletiz. Bu çerçeveden bakıldığında aylık kredi geri ödemesi yaklaşık 1.600 TL olmaktadır. Bu tutar, devletin BES fonlarına sağladığı %25 ek katkı için belirlediği brüt asgari ücrete yakın bir tutara denk gelmektedir. Eğer vatandaşların bankalara konut kredisi ödemek yerine bu tutarı BES fonlarına yatırmaları sağlanıp almak istedikleri konutların kira getirisine dayalı olarak önceki yazımda önerdiğim Türkiye Yatırım Fonu veya ilgili bankalarca fonlanması sağlanabilirse  Aralık 2017 itibariyle 192 milyar TL’ye ulaşan konut kredi stoku bundan sonra BES fonlarına yönlenebilir. Bu da vatandaşların ortalama konut kredi geri ödeme süresi olan 90 ay boyunca BES fonlarından çıkışını otomatik olarak durdurmuş olur. Düşük satış bedelli konutlarda vatandaşın sadece BES katkı payı ödeyerek konut sahibi olması bu yöntemle mümkün olabilir. Öte yandan yüksek satış bedeline sahip konutlarda da bu yöntem uygulanabilir. Konut için kullanılacak kredide, anapara geri ödemesi ile finansman (faiz) ödemesi birbirinden ayrılarak anaparanın bankaya kredi vadesi boyunca eşit taksitlerle ödenmesi, faizin ise (yine kira getirisine endeksli olarak) BES fonuna katkı payı olarak ödenmesi sağlanabilirse, hem vatandaşın gelecek yatırım planları arasında yer alan konut sahibi olması hem de bankaya ödediği finansman maliyetinin de devlet katkısı sayesinde getirisine sahip olması sağlanabilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu bankalara kredi faizleri BES katkı payı şeklinde ödenirken bunun bilançolara nasıl yansıyacağıdır. Ancak bu konu mevzuatta yapılacak bazı düzenlemelerle aşılabilir.

Önerdiğim model, yükselen konut kredi faizleri sebebiyle daralan konut satışlarının BES katkı payları sayesinde tekrar canlanmasını sağlayacak ve vatandaşın uzun vadeli birikimlerle konut sahibi olmasının önünü açacaktır. Konut edindirme sisteminin sil baştan tekrar masaya yatırıldığı günümüzde bu alternatif ve faizsiz tabanlı modelin üzerinde çalışılmakta olan Yapı Tasarruf Sandığından daha işlevsel ve sürdürülebilir olacağını düşünüyor ve ilgili mercilerce değerlendirilebilmesini umuyorum.

01 Mart 2018, İstanbul

Posted in Güncel Konular, İş Dünyası | Tagged , , , , , , , , , , | Leave a comment

İthalatı Azaltacak Formül: Teknoloji ve Üretim Fonu

İthalatı Azaltacak Formül: Teknoloji ve Üretim Fonu

2017 yılında ihracatımız bir önceki yıla göre %10,2 artış ile 157 milyar USD, ithalat ise %17,9 artış ile 234 milyar USD olarak açıklandı.

Dış ticaret hacmi bir önceki yıla göre %14,7 oranında artarak 391,3 milyar USD, dış ticaret açığı ise %37,5 oranında artarak 77,6 milyar USD olarak gerçekleşti. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise %67,1 oldu.

İthalat kalemleri teker teker incelendiğinde, 190 milyar USD ile imalat sanayiine yönelik kalemlerin büyük yer kapladığını görüyoruz. Bunun 36 milyar USD’si ana metal sanayii ürünler, 33 milyar USD’si kimyasal madde ve ürünler, 20 milyar USD’si ise makine ve teçhizat olarak karşımıza çıkıyor. Gıda ürünlerinin payı 5 milyar USD iken, madencilik ve taş ocakçılığı 26 milyar, motorlu kara taşıtları 21 milyar, kok kömürü, rafine edilmiş petrol ürünleri ve nükleer 12,5 milyar, radyo, televizyon haberleşme teçhizatları 11,7 milyar, atık ve hurdalar 7,7 milyar, tarım ve ormancılık 9 milyar USD olarak gerçekleşmiş.

Özetle ülkemiz enerji, telekomünikasyon, makine teçhizat, metal sanayi ve motorlu taşıtlara ciddi para harcamakta.

Bu harcamaların önüne geçebilmek için enerji bağımlılığını azaltmak, yüksek teknoloji ürünler ve makine ekipman üretip gerek iç pazardaki ihtiyacı karşılayacak gerekse ihraçlarını gerçekleştirecek bir üretim seferberliği başlatmak gerekiyor. Bunun için de ithal ürünleri ikame etmeye yönelik kurulan/kurulacak firmaları fonlayacak bir “Teknoloji ve Üretim Fonu” kurulması gerektiği kanaatindeyim.

Türkiye Varlık Fonunun altında kurulmasını önerdiğim ve TVF’yi canlandıracak önerilerimden bir diğeri olan bu fon, birçok büyük sanayi ve teknoloji şirketini ve finans kuruluşunu biraraya getirerek “Girişim Sermayesi Yatırım Fonu” mantığında şekillendirilecek, gerek start-up seviyesinde olan gerekse belli mesafe katetmiş ancak büyümek için ek kaynağa ihtiyaç duyan işletmeleri finanse edecek. Burada temel kriter bu işletmelerin teknoloji odaklı, ithalat kalemlerinin yerli eşdeğerini üretmeleri zorunluluğu olacak. Bununla birlikte bu ürünlerin ulusal pazarda yaygınlaştırılması için devlet yatırımları başta olmak üzere birçok projede yerli ürün kullanım zorunluluğu getirilecek ve dış pazarda da bu ürünlerin tanıtılması için lobi faaliyetleri yürütülecek ve ayrı bir tanıtım fonu ile ürünler global piyasaya açılacak.

Bu çerçevede hem ithal ürünlere olan bağımlılık azalacak, hem de ihraç kalemlerine yenileri eklenmiş olacak.

“Teknoloji ve Üretim Fonu”, birkaç pilot projede verimli sonuçlar alınması durumunda çok kısa sürede global yatırımcı ve fonlardan yatırım alacak büyük çaplı bir fon haline dönüşecektir.

22 Şubat, 2018, İstanbul

Posted in İş Dünyası | Tagged , , , , , , , , , , | Leave a comment