Neler Oluyor?

Neler Oluyor?

Neler oluyor? Bu kadar başarılı icraat yapan, yıllardır koalisyon hükümetleriyle yönetilirken karanlık gecelerde kabuslar gören halkımızın son 10 yılda nefes almasını sağlayan, ülkemizi darbe korkusundan kurtarıp, demokratikleşmesini, özgürleşmesini, refah seviyesini yükseltmesini sağlayan iktidarın yönetiminde ekonomisiyle batılılara dahi örnek olan ve bölgesel bir güç haline gelen ülkemizde neler oluyor?

Birşeyler oluyor ve bu olanların bugüne kadar olanlar kadar iyi şeyler olmadığı kesin..

Bu yaşananlar, ya ülke yönetiminde yapılan hataların ya da gerçekten güzel ve yolunda giden herşeyin bozulması için perde arkasında çok güzel kurgulanmış oyunların çok başarılı bir biçimde oynanmasının sonucu bana göre..

Yazmak istemiyor insan ama yazmalıyız bence. İnsan içinde olunca bazı hataları veya yanlışları göremiyor bazen..Bu yazının amacı da bazı ters giden şeylerin görülmesini sağlamak..Nereden başlayalım..

Maalesef öncelikle pilotlarımızdan başlamak istiyorum..Acıları hala içimizde. Neden uçtular, nerede ve nasıl düşürüldüler veya düştüler? Amerika ve Rusya’nın elinde olan bilgi bizde neden yok? Biri müttefikimiz, diğeri ise uçağımızı düşürdüğü iddia edilen ülke..Yok demek ki bizde bunu açıklayacak bir teknoloji..Ya da açıklanacak bir husus da yoktur belki..Bekliyoruz ve beklerken daha da çok üzülüyoruz..Sonra bugüne kadar hep susan milli savunma bakanlığı %10’u çıkarılan enkaza göre konuşmanın yanlış olduğunu söylüyor..Susuyoruz sadece..Bu yaşananlar olurken Rusya Akdeniz’e savaş gemilerini yolluyor, Suriye’de katliamlar Annan’ın ise nafile görüşmeleri devam ediyor. Amerika’da ise 4 ay sonraki seçimlerin telaşı herşeyin önünde şu anda..

Şehit sayımız her geçen gün artıyor. Demokratik açılım dendi, kardeşlik projesi dendi..Hiç kimse içinde ne olduğunu bilemedi bu projenin..Habur’daki karşılamalar, Oslo görüşmeleri derken iş iyice karmaşık hale geldi. Muhatap kim, hedef ne, süreç nasıl işleyecek? Birileri belli ki yıldönümünde gövde gösterisi yapmak istiyor, izni olmadığı halde miting yapıp polisle çatışıyor, polise tehdit savuruyor..Sonu ne olacak bu işin bilemiyoruz..Endişeliyiz..

Dış politikada nereye gittiğimiz belli mi? Ahmet Davutoğlu Hocam Stratejik Derinlik kitabınızı okudum. İnandım. Hala da inanıyorum. Enerjinize, uzlaşmacı yaklaşımınıza ve stratejik, çok yönlü ve uzun vadeli bakışınıza hayranım. Ama burada ters giden birşeyler yok mu acaba? Arap Baharında bizim rolümüz ne? Tunus’ta, Libya’da, Mısır’da, Suriye’de yaşanan dönüşümün İslam alemine ve insanlığa elbet uzun vadede faydası olacak, çünkü gidenleri çok iyi biliyoruz, ama gelenleri ne kadar tanıyoruz? Ya da gelenler bizim yıllardır yapamadığımız gelişim ve değişim hamlesini ne kadar sürede yapabilecekler? Bu süreçte bizim pozisyonumuz gerçekten doğru mu? Dünyanın geri kalanıyla olan ilişkilerimiz ne durumda? Türk Cumhuriyetleriyle, Asya ile, Afrika ile ne durumdayız? Avrupa’nın dengesizliklerine karşı dengeli duruşumuz var mı? Fransızlar bir öyle bir böyle, diğer Avrupa ülkeleri ise nereden bize darbe vururlar onun peşinde…

Adaletimiz sorgulanıyor artık. Suçlunun cezasını bulması, suçsuzun ise bir an olsun cezaevinde kalmaması gerekirken, insanlar neden aylarca, yıllarca tutuklu olarak kalıyor ve sonra tahliye ediliyor? Suçluysa neden dışarı çıkarılıyor, suçsuzsa neden bu kadar uzun süre hapiste tutuluyor? Emniyet ve MİT arasındaki çekişme, yargı organları arasında da mı var? Var mı bir açıklaması bunların?

İstanbul’da bir yol çalışmasıdır aldı başını gidiyor. FSM köprüsü bakıma giriyor, girmezse tehlike büyük deniyor..Bugüne kadar neredeydik diye soruyoruz? 21 gün sonra kriz masası kuruluyor, önlem paketleri açıklanıyor, aynı soruyu tekrar soruyoruz..Başbakan müjde veriyor, köprü geçişi ücretsiz olacak diyor, metrobüs açılacak deniyor. Nefes alıyoruz..Çok şükür diyoruz..Neden bu kadar geç kalıyoruz?

Yeni çıkarılan yasalar, kıdem tazminatı konusu, şike yasası, özel yetkili mahkemeler konusu..İlk aklıma gelenler..Geçici çözümler mi bunlar, yoksa kalıcı mı? Rüzgara göre yasa çıkarmak yakışır mı bize?

Bir ÖSYM’miz var ki, evlere şenlik. Bir sınav yok ki kopya söylentileri çıkmasın. Ya aleyhte lobiler çok iyi çalışıyor ya da bu işi gerçekten yönetemiyor başındakiler. Çözüm?

Samsun’daki sel felaketi..Var mı bu konuyla ilgili sorumluluk kabul eden? Doğal afet deyip geçecek miyiz?

Yeni anayasa çalışmaları ne oldu? Hükümet mi geç kalıyor, muhalefet mi işi yavaşlatıyor?

Polislerin dövdüğü adam mı haklıydı, yoksa onu döven polisler mi? Nasıl sonuçlanacak çok merak ediyorum. Benzer durumlara emsal teşkil etmesi açısından.

Şahsen kürtaja karşıyım, sezaryenin de tıbbi bir gereklilik olmadığı durumlarda olmaması taraftarıyım. Müslüman biri olarak hangi mezhep olursa olsun Yüce Allah’ı ve Peygamber Efendimizi kabul eden herkesi kucaklıyor ve ibadet yerimiz olan camide onlarla birlikte ibadet etmeyi ümit ediyorum. Ve ekliyorum, keşke bu ve bunun gibi birçok konuda ilgili bakan açıklama yapsa..Kamuoyunu onlar bilgilendirse..

Hükümetin en büyük şansı mı yoksa şanssızlığı mı bu muhalefet bilemedim. %50 oy alıyorsa bir parti, bu bir başarıdır, muhalefetin de bir başarısızlığı. Ancak bu oy oranından sonra 1 yıl içerisinde bu derece ters giden hususlar varsa, hükümetin işini daha iyi yapabilmesi için keşke daha iyi bir muhalefet olsaydı demek geçiyor içimden. En azından hatalar daha aza indirgenirdi diye düşünüyorum..

Bu karamsar tabloya karşı ümidim hala var. Geleceğe daha iyi bakmamız için yapılmakta olan hala güzel şeyler var

Yatırım projeleri, 3. Köprü, yeni havaalanı, AB karşısındaki duruş, ekonomik göstergeler hala iyi. Ülkenin kalkınması için canla başla çalışan yöneticilerimiz var. Emeklerine saygı duymak boynumuzun borcu. Ama işte bu iş bir ekip işi, o yüzden bu ekibin iyilerinin daha iyilerle birlikte çalışabilmesi lazım..

Bu ülke hep tek başına iktidarlar döneminde kalkındı. Menderes, Özal ve Erdoğan dönemlerinde. En uzun süreni de son hükümet. O yüzden bize tek başına iktidar lazım. Adil, herkesi kucaklayan ve ülkemizi hep daha iyiye götürecek tek başına iktidarlar, muktedir olan..

Bundan sonraki seçimlerde kim olursa olsun tek başına iktidar olmak için hükümetin ve muhalefetin yapması gerekenler var:

Hükümet:

–          Başbakanın olası Cumhurbaşkanlığı sonrası partinin dağılmaması için bütünleştirici bir lider. Başbakan 2 hafta hastalandığında partide her kafadan bir ses çıkmaya başlamıştı ve partinin tek başına iktidar olarak devam edebilmesi için mutlaka herkesi kucaklayacak bir lidere ihtiyacı var. Yeni katılımların olması, parti birleşmeleri yeni bir kan olabilir ancak partide yıllardır siyaset yapanların hoşuna gitmeyebilir bu durum. Dengelerin nasıl olacağını zamanla göreceğiz.

–          Daha demokratik ve liyakata bağlı kriterlere göre yönetici seçimi yapılması,

–          Yıpranmış veya tekrar seçilemeyecek kadroların yerine şimdiden arayışa girilmesi,

–          Ülkenin kronik sorunlarına daha adaletli ve kalıcı çözümler üretilmesi.

Muhalefet:

–          Ülkenin sorunlarına soyut kalmamaları ve sadece eleştiri yerine çözüm üretmeleri,

–          Olaylara sadece ideolojik çerçeveden değil, sosyolojik ve psikolojik açıdan bakıp çözümü bütünleşmede aramaları,

–          Kadrolarını mutlaka güçlendirip yöneticilerini halkın sorunlarından soyutlamayan, halkın dertleriyle hemhal olan kişilerden seçmeleri

Sonuç olarak, ülkemizin içinden geçmekte olduğu bu sıkıntılı zamanlarda birlik ve beraberlik içerisinde, sorunlara akılcı, kalıcı ve adil çözümler getirmeli ve hep birlikte bu güzel ülkemizin geleceğini inşa etmeliyiz..

15 Temmuz 2012, İstanbul

Advertisements
This entry was posted in Güncel Konular and tagged , , . Bookmark the permalink.

One Response to Neler Oluyor?

  1. Levent kardeşim;

    Detaylı “gün analizi” için teşekkürler…Yazdıklarına katılmamak mümkün değil. Bir “yıpranma” veya “gevşeme” var kadrolarda. Yıpranma normal ama gevşeme lüksümüz yok, hele bu coğrafyada ve bu tarih mirası ile asla yok. Siyaset hala, maalesef, çoğu başka yerlerde dikiş tutturamamış kadroların elinde, kalitenin “yükseği” sokulamıyor bu mecralara. Siyasette “kurumsallaşma” gerçekleşemedi bir türlü, sonuç olarak da “kurumlar değil liderler” belirliyor ülkenin geleceğini maalesef. Tekrar ve tekrar misyonu hatırlayıp, buna uygun vizyonla ve bunu göğüsleyebilecek kadrolarla yola devam etmek zorunda hükümet. Ben de, maalesef, aynı sıkışmayı ve endişeleri paylaşıyorum.

    Selamlar, sevgiler;

    Lütfullah Kutlu

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s