İstanbul Neden Seçilmedi?

İstanbul Neden Seçilmedi?

İstanbul’un 2020 Olimpiyatlarına ev sahibi seçilmemesinin arkasında birçok argüman var aslında:

Ekonomik, şehircilik, politik-güvenlik, sportif başarı-şeffaflık ve ideolojik olarak 6 ana kategoride toplamak mümkün.

Aday 3 şehrin ülkelerin ekonomilerine bakıldığında Japonya ağır basıyordu. Türkiye, gelişmekte olan bir ekonomiye sahip, ancak başta enerji bağımlılığı ve dış ticaret açığı olmak üzere çözmesi gereken birçok konu var. Sanayi üretimi konusundaki veriler gelişmiş ülke verilerinin çok gerisinde ve 7 yıl içerisinde bu farkı kapatması Uluslararası Olimpiyat Komitesi açısında yeterli görülmemiş olabilir.

Şehircilik açısından bakıldığında aşmamız gereken çok önemli sorunlar var. Başta ulaşım olmak üzere kentsel gelişim ve dönüşüm hamlelerinin henüz yeni başlamış olması, şehrin yeşil alan, ticari bölgeler, konut ve sanayi alanlarının ayrışması ve şehir bütünlüğü içerisinde entegrasyonu konusundaki tereddütler sorun teşkil etmiş olabilir.

Ayrıca şehrin var olan ulaşım sorunları, tesisleşme yetersizliğinin önümüzdeki 7 yılda çözülmesi bir hedef olsa da bu sorunları olmayan veya nispeten daha az yaşayan bir şehrin tercih edilmesi IOC tarafından daha az riskli bulunmuş olabilir.

Bölgesel sorunlar, Ortadoğudaki siyasi gelişmeler, savaş söylemleri ve gerçekleri, Türkiye’nin bu konudaki pozisyonu ve tutumu, güvenlik endişeleri doğurmuş ve yüzyıldır çözülemeyen konuların 7 yılda çözülememesi konusunda yaşanan endişeler, IOC’nin bölgesel risk algısını arttırmış olabilir.

Geçmiş sportif başarılarımızın eksikliği, U-20 Dünya Kupası organizasyonunda kırılan en az seyirci rekoru, son dönemde ortaya çıkan şike skandalı, doping sonuçları, İstanbul’u Tokyo karşısında bir adım geride bırakmış olabilir.

Son olarak ideolojik açıdan bakıldığında halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkenin böyle bir organizasyonu yapmasının istenmemesi, 2016 Rio ve 2020 Tokyo sonrasında 2024’te Olimpiyatların Avrupa’da yapılmasını isteyen ve ülkelerinin bu konuda şansını arttırmak isteyen Avrupa ülkelerinin Tokyo’yu desteklemesi düşünülebilir.

Tüm bunları düşünürken biz nerede hata yaptık ve bundan sonra ne yapmalıyızı sorgulamalıyız:

  • Tanıtım videomuzda spor teması yetersizdi. Daha profesyonel bir sunum olabilirdi.
  • Rihanna’nın şarkısı ile sunum yapmak yanlış bir tercihti.
  • Savaş realitesinin yanıbaşımızda olduğu ve bu konudaki politik tutumumuz ortada iken İstanbul’da yapılacak Olimpiyatların barışa katkı sağlayacağı söylemi çok inandırıcı değildi.

Bundan sonra ne yapmalıyız?

  • Olimpiyatlar 2020’de İstanbul’da yapılacak gibi hazırlıklara devam etmek.
  • Ulaşım sorunlarını kalıcı çözecek projeleri bir an önce hayata geçirmek.
  • Şehirleşme ve çevresel sorunların önüne geçecek hamleleri yapmak.
  • Okullarda sportif faaliyetlerin artması için uzun vadeli planlar yapmak.
  • Sporun futboldan ibaret olmadığı bir algıyı oluşturmak, halter ve güreşte geçmişte yaşanan başarıların (günümüzde bunlar da yetersiz maalesef) diğer alanlara da yayılmasını sağlamak.
  • Uluslararası alanda tanınan marka sporcu ve takımlar oluşturmak ve bunları desteklemek.
  • İdeolojileri bir kenara bırakıp ülkemiz menfaati için ortaklaşa çalışmak.
  • Her kademede işi ehline vermek, liyakatli yöneticilerle yeni projeler üretmek.

Biz bu hamleleri yapalım, varsın bize Olimpiyatları vermesinler..

08 Eylül 2013, İstanbul

Advertisements
This entry was posted in Güncel Konular and tagged , , , , , . Bookmark the permalink.

2 Responses to İstanbul Neden Seçilmedi?

  1. Engin says:

    Çok ama çok isabetli tespitler. Keşke konunun doğrudan muhattabı siyasiler ve bürokratlar da bu tespitleri okuyup gereken önlemleri alsalar. Olimpiyatlara sadece siyasi rant beklentisiyle aday olunmadığı ve ciddiyetle yukarıda belirtilen hususlar düşünülerek hazırlanıldığında Türkiye’nin başaramaması için hiç bir engel yok.

  2. Levent kardeşim;

    Her zamanki gibi en kritik noktaları vurgulamışsın yazında büyük bir yetkinlikle, ellerine, beynine sağlık… Ben de kısaca değineceğim bu konuya kendi blogumda… Asıl mesele kendimizi değerlendirme ve özeleştiri safhasında düştüğümüz komplo teorisi tuzakları ve tüm dünyayı kendimize düşman görme hastalığımız… Aşamadığımız için bu safhayı doğru ve verimli bir şekilde, sürekli dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz : “Bize haksızlık yapıldı”… Belki ama bu bizi kendi zaaflarımızı görüp düzeltme sorumluluğundan kurtarır mı?? Bu konuda ileriye adım atamıyoruz maalesef…

    Değerli yazılarının devamı dileklerimle…

    Selamlar…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s