Sürdürülebilir Gelecek: 21. Yüzyılda İstanbul

PMI Türkiye, Boğaziçi Üniversitesi ile birlikte 27-28 Eylül 2013’te “Kentsel Gelişim İçin Proje Yönetimi” zirvesini gerçekleştirdi. Zirve kapsamında, oturum başkanlığını yaptığım “Sürdürülebilir Gelecek: 21. Yüzyılda İstanbul” adlı panelde,  Arup Proje Yönetim danışmanı Noyan Sancar, Entegre Proje Yönetim firması sahibi ve genel müdürü Kemal Okumuş, Atlas Proje Yönetim firması sahibi Tavit Köletavitoğlu ve şehir plancıları Mustafa Kalyoncu ve Erhan Demirdizen ile İstanbul’un sorunlarını masaya yatırdık ve sürdürülebilirlik ekseninde şehrin geleceğini tartıştık.

Birbirinden değerli fikirlerin ve bazı konularda ayrışsa da ekseriyetle kesişen görüşlerin ışığında iki saati aşan panelde aşağıdaki konuları mercek altına aldık:

–          Sürdürülebilirlik parametreleri,

–          Kentsel planlamanın geçmişten bugüne kadar gelen süreçleri ve planlama argümanları,

–          Sürdürülebilir bir gelecek için sürdürülebilir bir hukuka olan ihtiyaç ve mevcut mevzuatın değişmesi gerekliliği,

–          İstanbul’un şehirleşme sorunları ve bunların çözüm yolları,

–          İstanbul’a göçün durdurulması hatta nüfusun azaltılması gerekliliği,

–          İstanbul’un gelecekte nasıl bir şehir olması gerektiğinin (tarih ve kültür şehri, turizm şehri, finans şehri, hepsi) kararının verilmesi ve buna göre adım atılması,

–          İstanbul’a yapılan yatırımların gerekliliğinin şehrin nüfus ve ulaşım sorunları ve kaynaklar bütünlüğü açısından ele alınması.

Son derece verimli geçen panel kapsamında aktardığım görüşlerim ve değerli katılımcıların katkıları aşağıda yer almaktadır:

Sürdürülebilirlik; çevresel, ekonomik ve sosyal parametrelerin kesişiminde, mevcut kaynakları gelecek nesillerin kendi hayatlarını planlamasına mani olmayacak biçimde kullanarak, varolan yaşam koşullarını çevreye zarar vermeden iyileştirip geliştirerek insan hayatını daha yaşanabilir bir hale getirmek olarak tanımlanabilir. Bu parametreleri daha da detaylandırırsak aslında sürdürülebilirliği etkileyen oldukça çok alt-faktör olduğunu görebiliriz:

Nüfus   Yoğunluğu

Ulaşım

Çevre

Altyapı

Estetik

Mimari Tasarım

Toplumsal Değerler

STK’lar

Sosyal,   Psikolojik ve Politik Etkiler

Tarihi ve   Kültürel Değerler

Ekonomi ve   Gelir Dağılımları

Yerel   Yönetimler

Hükümet Stratejileri

Mevzuatlar

İmar Planları

Planlama

Jeopolitik   Konum

Entegrasyon

Uyum

Çevre   Kirliliği

Temiz Hava

İklim Değişikliği

Temiz Su

Yenilenebilir Enerji

Daha da çoğaltılabileceğimiz bu etkenlerden bu yazımda İstanbul’un sorunları özelinde nüfus, ulaşım, altyapı, yeşil alanlar, kentleşme ve planlama parametreleri üzerine yoğunlaşacağım.

Sorunlara geçmeden önce İstanbul ile ilgili bilgilerimizi kısaca hatırlamakta fayda var:

RAKAMLARLA İSTANBUL

5.343 km2 yüzölçümüne sahip İstanbul’da 2013 yılı verilerine göre 13.854.470 kişi yaşıyor. Km2 başına düşen kişi sayısı 2.593, -ki bu oldukça yüksek bir oran-. 559 km karayolunda 3.112.770 adet taşıt var, buna mukabil raylı sistem uzunluğumuz sadece 125 km. Nüfusun %66’sı Avrupa Yakasında, %34’ü Anadolu Yakasında yaşıyor ve İstanbul’u her yıl yaklaşık 7 milyon turist ziyaret ediyor.

 AŞIRI NÜFUS YOĞUNLUĞU

Bu bilgiler ışığında İstanbul’un sorunlarını ele almaya aşırı nüfus yoğunluğuyla başlayalım.

İstanbul’un geçmiş nüfusuna bakılırsa 1980 yılında 2,5 milyon olan nüfus sadece 5 yılda ikiye katlanmış, bunu takip eden 15 yıl sonunda yani 2000’li yılların başında 12 milyon gibi bir sayıya ulaşmıştır. Artış son dönemde azalmaya başlasa da önlenememiş ve 14 milyonu bulmuştur. Yukarıdaki verilere bakıldığında İstanbul’un gayrı-resmi verilerle dönemsel olarak nüfusunun 20 milyonu bulduğu anlamına geliyor. Nüfus artışı şehrin en büyük sorunu olarak ortada dururken İstanbul’un yeni yatırımlarla bir cazibe merkezi olarak değerlendirilmesi (esas olarak yeni yatırımların bazıları elbette bir ihtiyaç ve geleceğe yatırım açısından gerekli ancak seçilen lokasyonlar ve bunların şehre getireceği ilave yükler açısından ciddi riskler barındırıyor), nüfusun gelecek dönemde daha da artacağı ve bu sorunun da şehrin mevcut imkanları ışığında daha da büyüyeceği anlamına geliyor.             

 ULAŞIM SORUNLARI

Aşırı nüfus yoğunluğunun doğurduğu en büyük sorun, ulaşım sorunudur ve şehrin son dönemlerde yapılan yatırımlara rağmen hala çözülemeyen en önemli sorunu olarak masada durmaktadır. İlk bakışta bakıldığında uzunluk olarak karayollarının yeterli olduğu düşünülse de;

–          Ana ulaşım aksının etrafındaki arsaların imara açılması,

–          Buradaki yapılaşmaların getirdiği ilave trafik yükleri,

–          Bağlantı yollarının yetersizliği, artık şehir içinde kalan paralı yolların trafiği yavaşlatması,

–          Köprü ve gişe geçişlerinde artan şerit sayısının hemen çıkışta birden düşmesinin getirdiği yoğunluklar,

–          Otopark yetersizliği ve sokak ve ara caddelerin, hatta bazı yerlerde ana yolların otopark olarak kullanılmasının yolları daraltması sebebiyle yolların yetersizliği

Bununla birlikte son dönemde artan metro hatlarının uzunluğu 125 km’ye ulaşmıştır. Ancak bu uzunluk 400 km’lik Londra, 214 km’lik Paris, 369 km’lik New York ve 301 km’lik Moskova metrosuyla kıyaslandığında ve şehrin nüfusu ve dağılımı gözönünde bulundurulduğunda yetersiz kaldığını söyleyebiliriz.

ALTYAPI YETERSİZLİĞİ

Ulaşımla birlikte ele alınması gereken en önemli sorunlardan bir tanesi de altyapıdır. Şehirleşme açısından bakıldığında yeni bir yerleşim yeri imara açılmadan o bölgenin altyapı ve ulaşım planları hazırlanır. Ancak maalesef İstanbul’da önce binalar yapılmakta, yol ve altyapı daha sonra sağlanmaktadır, ya da daha önce planlanan altyapı ve ulaşım yolları, değişen imar planları dolayısıyla oluşan aşırı yapılaşmaya cevap verememektedir.

YEŞİL ALAN EKSİKLİĞİ

Şehrin diğer bir sorunu, yeşil alanların eksikliğidir. İstanbul’da kişi başına 6,4 m2 yeşil alan düşerken, bu oranın dünya ortalaması 7 m2/kişi, AB ortalaması 10 m2/kişi, Londra’da 27 m2/kişi, Amsterdam’da 45 m2/kişi, dünyanın en yaşanabilir 10 şehrinden biri olan Viyana’da ise 120 m2/kişi’dir. Aslında dünyanın en yaşanabilir şehirlerinin ortak özellikleri gözlemlenecek olursa nüfus yoğunluklarının oldukça düşük olduğu sonucu ortaya çıkacaktır. İstanbul’daki yeşil alanların arttırılması, daha yaşanabilir bir şehir olma konusunda atılması gereken adımların arasında gelmelidir.

ÇARPIK KENTLEŞME

Son dönemlerde kentsel dönüşüm adı altında başlatılan ve başta depreme karşı hazırlık kapsamında ele alınan, buna paralel olarak eski ve ekonomik ömürlerini çoktan bitirmiş yapıların yıkılarak yerine modern ve daha yaşanabilir yapılar yapılması, beraberinde çarpık yapılaşmayı da getirmektedir. Burada eski gecekondu bölgelerinin arkasında yükselen devasa yapılar ile hem şehrin silüeti bozulmakta, daha önemlisi kültürel farklılıkların getirdiği entegrasyon sorunları yaşanmaktadır.

BEKLENTİLER

Peki sürdürülebilirlik perspektifinden bakıldığında sakinlerinin 21. Yüzyılda nasıl bir İstanbul beklentisi var?

  • Tüm İhtiyaçların Kolaylıkla Giderildiği Daha Yaşanabilir Mahalleler ve Yaşam Alanları
  • Daha Rahat Ulaşım
  • Daha İyi Sağlık Hizmetleri
  • Daha İyi İmkanlarda Eğitim
  • Daha Fazla Gelir
  • Daha Temiz Hava, Daha Çok Yeşil Alan
  • Daha Çok Değer ve Saygı Görme
  • Daha Çok Kişisel Vakit
  • Daha Çok Sosyalleşme
  • Daha Özgür ve Refah Bir Yaşam Standardı

Bu beklentilerin karşılandığı bir İstanbul, sahip olduğu kültürel değerleriyle, tarihiyle ve eşsiz güzelliğiyle dünyanın en yaşanabilir şehirler listesinde ilk sıraya oturacaktır.

 ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Bu beklentilerin karşılanabilmesi ve yukarıda aktarılan sorunların çözümleri ise temel olarak şu şekilde sıralanabilirr:

–        Nüfus artışının önlenmesi için göçün kontrol altına alınması ve tersine göçün başlatılması için Anadolu’ya yatırım hamlelerinin yapılması, bunun teşvik edilmesi ve daha yaşanabilir Anadolu şehirlerinin inşası

–        Ulaşım Sorunlarının Çözülmesi için ana ulaşım akslarında yer alan arsaların imara açılmaması, yeni otoparkların yapılması, raylı hatların arttırılması ve tekerlekli sistemlerle entegrasyonu, metrobüs hattının raylı sisteme dönüştürülmesi gibi temel ulaşım hamlelerin yapılması

–        İmar planlaması yapılırken uzun vadeli ihtiyaçların gözetilmesi için kaynakların dengeli kullanımı ve rantın önlenmesi

–        Eski ve yeni yapıların entegrasyonu için kentsel dönüşüm hamlelerinde estetiğin ve fonksiyonun birarada gözetilmesi ve tarihi yapıların restorasyonunu yapılması

–        Yeşil alanların arttırılması için şehir içinde kalmış eski yapıların yıkılıp arsaların birleştirilip yeşil alana dönüştürülmesi ve orman alanlarının imara açılmasının önlenmesi

–        İmar planlarının doğru ve uyumlu yapılması için finansal kaynak oluşturma gayesinden çok mevcut ve gelecek beklentilerin gözetilmesi ve tarihi alanların korunması ve restorasyonu

–        Çevreye Duyarlı Yapılar Yapılması için enerji verimli yapıların inşa edilmesi ve yenilenebilir enerjinin etkin kullanımı

SONUÇ

Sonuç olarak bu çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi için izlemememiz gereken yol haritası ise şu şekilde olmalıdır:

  •  Geçmişini ve tarihini bilmek ve geçmişteki en iyi uygulamaları analiz etmek ve bunlardan faydalanmak
  • Kültürel değerlerimizi ve şehrin dokusunu iyi tanımak
  • Sürdürülebilir gelişim uzmanlarından ve Tellus Institute kurucusu Paul Ruskin’in de altını çizdiği gibi şu parametrelere önem vermek: (understanding, vision and action – toplumu anlamak, vizyon sahibi olmak ve harekete geçmek)
  • Toplumun sosyo-kültürel ve psikolojik tahlillerini doğru yaparak gelecek beklentileri görebilmek
  • Değişen koşullara karşı sistem geliştirmek, eski mevzuatları yenileyerek uluslararası standartlara uygun kurallar koymak ve uygulamaya geçmek
  • Estetiğe önem veren ancak fonksiyonel projeler üretmek
  • Kaynak kullanımını şimdiki beklentilere göre değil uzun vadeli ihtiyaçlara göre planlamak
  • Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını giderecek karar verme ve kaynak kullanma haklarını gözetmek
  • Temel yaşam ihtiyaçlarına cevap verecek, çevreyle, tarihle bütünleşik ve teknolojiyi kullanan tasarımlar yapmak

Levent Sumer-Sustainable Futures-Istanbul-260913

29 Eylül 2013 – İstanbul

Advertisements
This entry was posted in İş Dünyası and tagged , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

5 Responses to Sürdürülebilir Gelecek: 21. Yüzyılda İstanbul

  1. Engin says:

    Ağzına sağlık Levent son derece yerinde tespitler. Küçük bir ekleme yapmak istiyorum. Şehir planlamasının yanı sıra İstanbul’a yakışacak modern mimarinin örneklerini sunan binaların yapılabilmesi için mevcut İstanbul İmar Yönetmeliğinin tamamen değişmesi gerekmektedir. Mevcut imar mevzuatlarının getirdiği kısıtlamalar ve standartlar modern yapıların önünü tamamen tıkamakta ve sonuç olarak finansal altyapısı sağlam olan projelerde dahil özgün binaların inşaasını engellemektedir.
    Malzeme teknolojisindeki gelişmelerin sağladığı teknik imkanları kullanarak mimari tasarımda sınırları daha da genişleten ve bunu hakkıyla kullanan bir Hollanda (özellikle Roterdam ve Amsterdam) örneği esas alınarak İstanbul’da da şehrin kültürel zenginliğine katkıda bulunacak çağdaş yapılar inşaa edilmelidir. Malesef son yıllarda Toki ile yapılan konut hamlesi kısa vadede gecekondu sorununa pragmatik bir çözüm getirirken diğer yandan estetikten ve fonksiyonellikten uzak bir beton yoğunluğunu artırmaktan öteye gidemedi.
    Umarım panelde altını çizdiğiniz konular yetkili mercilerde de dikkate alınır ve siyasi otorite gerekli çalışmaları başlatır. Şu anda yaşadığımız tespitini yaptığınız bozulmaların daha da hızlanmasından başka bir şey değil. En somut örnekler ise 3. köprü ve 3. havalimanı projeleri…

    • leventsumer says:

      Sevgili Engin,
      Yorumların için teşekkürler.
      TOKİ projeleri bence de estetikten yoksun, bu projelere ben ara geçiş dönemi projeler olarak bakıyorum. Keşke tasarım kriterleri dedğin gibi estetiği de içinde barındırabilse.
      3. köprü ve havaalanını ben şahsen bir ihtiyaç olarak görüyorum ancak bu bölgelerin imara açılıp açılmayacağı, açıldığında, ulaşım, trafik, yeşil alanlar gibi argümanaların nasıl ele alınacağı çok önemli.

      • Engin says:

        Fatih köprüsü de tamamen aynı argümanlarla inşaa edilmişti. Üzerinden ilk kez geçtiğim 1991 yılını hatırlıyorum. İnsanlar uzak olduğu için bu köprüyü hiç kullanmazlardı. Ancak çevre yolunun etrafına imar izinlerinin verilmesi, bağlantı yollarının yapılması vs. derken nufüs hızla kuzeye kaymaya başladı ve Ümraniye, Sultanbeyli, Çekmeköy, Sancaktepe gibi ilçeler, Kavacık, Uğur Mumcu gibi semtler inanılmaz hızla büyüdü.
        İstanbul’un su havzaları ciddi tehdit altında. Kuzeye yapılacak bir otoyol ve oraya kayacak bir şehirleşme su havzalarını çok ciddi etkileyecek, orta ve uzun vadede su sıkıntısı olan, nefes alınamayan 20 milyon nüfuslu bir beton yığınına hapsedilmiş olacağız.
        9 yıl önce bir yalıtım projesi için Elmalı barajına (Molla Gürani (Kavacık) viyadüğünün altında kalan baraj) gitmiştim. Barajı gezerken atık su arıtma tesislerinde olduğumu düşünmüştüm ve İSKİ yetkilileri beni gülerek uyarmışlar, içme suyu arıtma tesisinde olduğumuzu söylemişlerdi. O günden sonra çay, yemek vs. için musluk suyu kullanmamaya başladım 🙂 Fatih köprüsü sonrası, çevre yolu üzerinde patlama yaşanan plansız yapılaşmanın içme suyu barajını 15 yıl içinde nasıl da yok olma noktasına getirdiğini görmek çok çarpıcıydı. Ömerli, Terkoz gibi barajlar ciddi tehdit altında. Ne Melen çayından getirilen su ne de orta vadede Istırancalardan getirilecek su İstanbul için yeterli olmayacaktır.

  2. Emre Ertugrul says:

    Levent Bey,
    Meseleleri gayet guzel ozetlemissiniz. Paylasim icin tesekkurler. Bir iki ilave yapmak istiyorum. Bence Istanbul’a gocun kontrol altina alinmasi, ulkenin baska bolgelerinde de cazibe merkezleri olusturarak yogunlugu farkli noktalara dagitmakla mumkun olabilir. Potansiyeli yuksek Anadolu sehirlerinden bazilarini kendisine has ozelligiyle veya bir takim yatirimlarla belli bir alanda soz sahibi bir sehir haline getirmek ve markalasmalarini saglamak. (Bunlari soylerken biraz turizme de girmis oluyoruz ama olsun bazen konular boyle ic ice girebiliyor) Bu vesileyle nufus yogunlugunun ihtiyac ve ilgi alanina gore dagilmasini saglamak.
    Yesil alan, yesil alan, yesil alan…Malumunuz onemli dunya sehirlerinin ortak ozelligi. Bu konunun Turkiye’de uygulanabilir olmasi oyle saniyorum ki vizyon ister, irade ister, planlama ve cevre bilinci ister, kararlilik ister vs. Gonul ister ki sehir merkezlerinde genis, insanlarin guvenle huzurla hareket edebilecegi mis gibi temiz havayi cigerlerinize kadar cekebileceginiz park alanlari olsa, buralarda yil boyunca toplumu butunlestiren acik hava film gosterileri, konserler, halka acik kurslar, kitap okuma programlari, sportif faaliyetler gibi etkinlikler duzenlense, icerisinde bisiklet parkurlari olsa diye hayal kuruyorum…
    Iyi calismalar…
    Emre Ertugrul

    • leventsumer says:

      Merhaba Ertuğrul Bey,
      Yorum ve paylaşımınız için teşekkürler. Yazımın son kısmında bahse konu Anadolu şehirlerine yatırım konusunu nüfusun azaltılması için ilk sıraya koymuştum ben de. Ayrıca önceki yazılarımdan olan Geliştirmeyi Anadolu’ya Yaymak adlı yazımda bunun nasıl olması gerektiğini etraflıca aktarmaya çalışmıştım. Bu yaklaşımlar keşke karar vericiler tarafından görülüp uygulamaya geçilebilse..selamlar.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s