Sermaye Piyasaları Kongresinden Geriye Kalanlar

Sermaye Piyasaları Kongresinden geriye kalanlar:

-Dünya GDP’sinin 3 katı kadar borçlanmış durumda. Krizlerin temel sebebi aşırı borçlanma

– Toplumlar, devletler var olmayan kaynaklarını borçlanarak harcıyor ve her yeni kriz bir öncekinden daha büyük ve etkisi daha şiddetli oluyor.

– 2008 Küresel Finans Krizinin etkileri > 1929 Büyük Buhranın Etkileri

– Yatırımlarda toplum yararı gözetme ve sosyal etki önem kazanıyor, bunun için de en uygun yaklaşım varlığa dayalı ve yatırım odaklı İslami/Katılım Finans.

– Ancak günümüzde uygulamada olan İslami/Katılım finans, konvansiyonel finansal sistemin bir uzantısı olmaktan öteye geçemiyor.

-Dünya’da gelir dağılımı uçurumu gittikçe daha da artıyor ve bu durum toplumlar/kişilerarası eşitsizliği daha da derinleştiriyor.

-Dünya’da para akışının kontrolü oldukça zor ve kimin parasının kimde/nerede olduğunu bilmek artık neredeyse mümkün değil. -Paranın karanlık yüzü

– Sermaye piyasaları derinleşmedikçe, daha fazla firma halka arz olup şeffaf ve kurumsal yönetim/yönetişim ilkelerini benimsemedikçe finans sistemi bankacılık üzerinden dönmeye devam edecek.

– Sistem konvansiyonel bankacılık yaklaşımı ile devam ettikçe borç/faiz sarmalından kurtulmak-diğer bir deyişle periyodik finansal krizlerden kurtulmak- mümkün değil.

-Özsermaye olmadan tamamen kredi kullanılarak yapılan yatırımlar bozuk sistemin bir diğer tarafı. Kitle fonlama, girişim sermayesi yatırım fonları gibi araçlar kullanmak, yatırımcı ortaklar almak yatırımları banka kredileriyle fonlama zorunluluğundan/bakış açısından kurtaracaktır.

– Finansal teknolojiler, blok zincir, kripto para birimleri finansal sistemi değiştirecek. Bu değişimde teknoloji kadar yeni neslin yaklaşımları, hayat tarzları ve bakış açıları da oldukça belirleyici olacak.

-Facebook gibi sosyal medya devlerinin kendi ödeme sistemlerini devreye sokması bankacılık sisteminde yepyeni bir dönemi başlatabilir.

-İnovasyon ve teknolojinin faydaları kadar yıkıcı etkileri de dikkat edilmesi gereken önemli hususlar.

-Türkiye, yabancı para birimi ile borçlanan ve aşırı kur artışlarından dolayı sıkıntıya düşen firmaları ayrı tutarsak mevcut borçlarını ödeyebilme gücüne sahip. Ancak ülkenin temel problemi birikimlerin ekonomik büyüklüğe oranının çok düşük olması (Türkiye’de %2,5, OECD ortalaması %51) ve sermaye yetersizliği. Çıkış yolu ise güçleri birleştirerek ortaklıklar/fonlar kurma, paylaşım esaslı modellerin uygulanması

-Sorumluluk ve getiri paylaşımı yaklaşımı burada ön plana çıkıyor.

Özetle, gerek küresel finansal sisteminin borç ve aşırı tüketim odaklı ve sürekli kriz üreten bozukluğu/kurgusunun toplumlarda oluşturduğu tahribat gerekse teknolojik gelişmelerin bir zorunluluk olarak finansal sistemlerde oluşturduğu/oluşturacağı dönüşüm mevcut sistemin değişmesi için karşımızda bir gereklilik ve fırsat olarak duruyor.

Dr. Levent Sümer

This entry was posted in İş Dünyası. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s