Ekonominin Dili

16 Ağustos Perşembe TGRT Haber’de 9.45’te yeni yatırım finansman modelimi anlatacağım.

Advertisements
Posted in İş Dünyası | Leave a comment

Acaba/Çünkü/Peki Nasıl?

Acaba?

Tüm dış faktörleri, ticaret savaşlarını, Trump etkisini ve ekonomik saldırıları bir kenara bırakırsak;

İhracat gelirleri artsın diye mi dövize müdahale edilmiyor?

Politik gerilimin kura negatif yansıyacağı bilinmiyor mu?

Faiz artışlarında beklentilerin aksine pas geçilen dönemlerden sonra yapılan ciddi artışların etkisinin sınırlı olduğu bilinmiyor mu?

Yatırımcıların yani paranın gelmesi için politik istikrar ve yasal ve yapısal reformların acil olarak yapılmasının gerektiği bilinmiyor mu?

TL’deki değer kaybı sebebiyle üretim maliyetlerinin arttığı ve bundan dolayı enflasyonun daha da artacağı düşünülmüyor mu? Bu durumun düşük enflasyon hedefi ile ters düştüğü bilinmiyor mu?

Aşırı borçlanmanın ülke ekonomisini sıkıntıya soktuğu, sermaye piyasası araçlarının ve faizsiz enstrümanların artışının gerektiği, birikimlerin bu enstrümanlar üzerinden ekonomiye katılmasının çift yönlü fayda sağlayacağı düşünülmüyor mu?

Aslında yapılması gerekenleri ekonomiyi yönetenler mutlaka çok iyi biliyordur. Peki neden adım atılmıyor ya da atılan adımlar sonuç vermiyor?

Çünkü:

Hamlelerde zamanlama hataları yapılıyor,

Güven telkin eden ve uluslararası düzeyde kabul gören bir ekip kurulmuyor, kurulamıyor,

Kendi içinde barışık bir sistem ve toplum görüntüsünden uzak bir tablo çiziliyor,

Orta ve uzun vadeli planlar yerine dönemsel teşviklerle kısa süreli çözümler tercih ediliyor,

Gerilimi düşmeyen bir dış politika ile odak kayması yaşanıyor.

 Peki Ne Yapmalı?

Toplumsal mutabakat, hukukun üstünlüğü, uzun vadeli planlamalar ve yapısal reformlar, güçlü bir ekip, düşük tansiyonlu bir dış politika stratejisi, üretim odaklı bir ekonomi yönetimi, eğitim sisteminde yapısal dönüşüm ve bireyden topluma, toplumdan bireye doğru akan bir bilinçlenme hareketi ve gelecek vizyonuna uygun bir yaşam ve değerler anlayışı kazandırma hamlesi…

Posted in Güncel Konular, İş Dünyası | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , | Leave a comment

Ekonomi Nasıl Düzelir

Ekonomi Nasıl Düzelir?

Seçimden bir gün önce, seçim sonrasında ekonomide çözüm bekleyen hususları özetle şu şekilde sıralamıştım:

  • Aşırı yükselen kurlar ve faiz oranları,
  • Çift haneli işsizlik ve enflasyon,
  • Cari açık ve ihracat-ithalat dengesizliği
  • Tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlılık,
  • Özel sektör borçluluk oranları ve
  • Yabancı yatırımcıların geri gelmesi.

Tüm bu sorunlara aynı anda çare bulmak oldukça güç, çünkü birine yapacağınız bir müdahalenin diğerini daha da sıkıntıya sokması söz konusu (faizi düşürmek isterseniz kurlar yükselecek, yatırımları azaltırsanız büyüme yavaşlayacak, fiyatları düşürmek için ithalatı arttırsanız cari açık artacak v.s.)

Yukarıda yer alan tüm sorunlara eş zamanlı olarak tek bir çözüm getirebilmek ancak katılım odaklı bir ekonomik yapıyı (mevcut uygulanma biçiminden farklı bir bakış açısıyla) hayatımızın her alanına yayabilmekten geçiyor.

Aralık 2017 sonu itibariyle bankalarda 1.7 trilyon TL mevduat bulunmakta ve bunun %21’i vadesiz mevduat olarak değerlendirilmektedir. Katılım bankacılığında toplanan mevduat ise 105 milyar TL mertebesindedir. Öte yandan bireysel emeklilik fonlarında otokatılım dahil Haziran 2018 itibariyle 84 milyar TL birikmiş durumdadır.

Merkez Bankası’nın son Finansal İstikrar Raporu’na göre yastık altında yaklaşık olarak 400 milyar TL’lik altın yer aldığı belirtiliyor. Özetle vatandaşın ekonomiye doğrudan ya da dolaylı olarak kazandırabileceği ciddi bir birikimi aslında mevcut. Mesele bu birikimi faizsiz bir çerçevede ülkemizin ve vatandaşlarımızın ortak menfaatinde kesiştirebilecek bir kurguyu hayata geçirmektir.

Bu birikimlerin üretim ve istihdamı destekleyecek bir çerçevede ekonomiye kazandırılabilmesi; gerek faiz oranlarını aşağı çekme, gerek üretim odaklı yaklaşım sebebiyle ithal ürünleri ikame edecek üretim tesislerini kurmak suretiyle dış ticaret dengesine pozitif katkı sağlama ve yeni istihdam alanları açarak işsizliği azaltma, gerekse de vatandaşın alternatif yatırım araçlarına yönelmesi ile birlikte dövize olan talebini azaltması sayesinde kurlarda bir düşüşe ve enflasyonda azalmaya olanak sağlayacaktır. Ekonomide taşların yerine oturduğunu gören yabancı yatırımcının, politik tansiyonun düşmesi ve sağlanacak ekonomik istikrarla birlikte doğrudan ve dolaylı yatırımlarla nakit akışı sağlaması da orta vadede tekrar mümkün olacaktır.

Tüm bu sıraladıklarımın hayata geçirilebilmesi için temel bazı alışkanlıklarımızı değiştirmek ve bazı önemli adımlar atmamız gerekmekte:

  • Vadeli mevduat yerine birikimlerimizi üretim yapan firmalara girişim sermayesi yatırım fonları gibi sermaye piyasası araçlarıyla ve halka arz olan şirketlere ortak olmak suretiyle değerlendirmek,
  • Katılım ekonomisini ön plana çıkarmak ve aşırı ve lüks harcamalardan uzak durmak,
  • Konutu yatırım unsuru olarak görmek yerine içinde huzur bulunan birer araç olarak görmek, satın alma yerine kiralama seçeneğini değerlendirmek,
  • Her türlü finansman ihtiyacında sabit faiz yerine karlılık esaslı bir modeli hayata geçirmek,
  • Başta teknoloji odaklı olmak üzere tüm katma değeri yüksek ithal ürünleri ikame edecek bir teknolojik üretim seferberliği ilan etmek,
  • Şirketlerimizin daha şeffaf yönetilebilmesini sağlayarak bu şirketlere yatırım yapacak vatandaşların güvenini tesis etmek
  • Her alanda üretim-tüketim dengesini gözetmek.

Gelişmekte olan ülkelerden para çıkışının arttığı, doların tüm dünyada güçlendiği, ticaret savaşlarının ve ekonomik yaptırımların çoğaldığı, ülkemizde dışardan kaynak bulma maliyetinin yükseldiği bu dönemde ekonomi ancak tüm paydaşların ortak akıl ve iradesiyle düzlüğe çıkabilecektir. Eldeki kaynaklar aslında bunu yapmak için yeterli. Yeter ki bu istek ve iradeyi hep birlikte ortaya koyabilelim.

Dr. Levent Sümer

26 Haziran 2018

Posted in Güncel Konular, İş Dünyası | Tagged , , , , , , , , , | 3 Comments

Faizi Sıfırlayan Modellerle Geliyorum: 16 Mayıs 2018 Türkiye Gazetesi Ropörtajım

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Projesi olan buyursun’ açıklaması sonrası 24 Haziran seçimlerinde Mardin’den AK Parti Milletvekili aday adayı olan Dr. Sümer projelerini anlattı.

m.turkiyegazetesi.com.tr/amp/gundem/560356.aspx

Uluslararası Proje Yönetim Enstitüsü (UPYE) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Levent Sümer, Mardin’de sevilen ve saygın bir aileden geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Projesi olan buyursun’ daveti üzerine Dr. Levent Sümer, 24 Haziran seçimlerinde Mardin’den AK Parti Milletvekili aday adayı oldu. Mardin’den derece ile üniversiteye yerleşen Sümer, eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesinde inşaat mühendisi olarak bitirdi ve yurt dışında öğrenimini master ve doktora yaparak tamamladı. Ülke genelinde inşaat alanında önemli projelerin yönetiminde yer alan Sümer, çeşitli üniversitelerde yarı zamanlı ders veriyor. Levent Sümer’le milletvekili seçilmesi durumunda hayata geçireceği projeler ve Mardin’in problemlerine yönelik çözüm önerilerini konuştuk. “Faizi sıfırlayan modellerle geliyorum” diyen Sümer’in o projelerini özetle şöyle:

Ülkemizin en temel meselelerinden biri finansman problemi ve büyük çaplı projeleri finanse edecek kaynak bulamaması. Bu çerçevede baktığımız zaman Boğaziçi Üniversitesinde geliştirmiş olduğum Varlık Fonu’na hayat verecek olan büyük çaplı yatırım projelerinin halka arz yoluyla finansmanı ve Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) fonlarının buraya kanalize edildiği bir önerim var. Örneğin, şehir hastanelerinde kamu-özel ortak yoluyla hayata geçen ve buna benzer projelerin hepsinde vatandaşın birikimi olan BES vasıtasıyla sermaye piyasası araçlarıyla fonlandığı vatandaşın bir cebinden çıkıp diğer cebine koyabileceği kendi içinde dönen ekosistem geliştirdim. Bu model faizsiz bir taban üzerine dayalı… Bizler vatandaş olarak bu projelere ortak olmaya başladığımız noktada yabancı yatırımcılar kreditör olmak yerine onlar da projeye ortak olmaya çalışır. Bu proje gerçek anlamda Varlık Fonu’nun içini dolduracak. Ülkemizin varlıklarını Türkiye için harcayabilecek altyapı oluşturacak… Bu noktada hem BES fonlarındaki birikimlerimiz hem de bankadaki mevduatlarımız ile vatandaşın birikimini vatandaşa sağlayabiliriz.

Bunun yanında Müşareke Fonu ile firmalara borç vermek yerine onlara ortak olalım diyorum. Şirketleri şeffaflaştırıp daha fazla sermaye piyasasına dâhil ederek kredi kuruluşların veyahut bankaların dönemsel olarak ortak olmasını sağlayabiliriz. Doğal olarak şirketlere kâr veya zararına ortak olursak firmalara daha iyi yönetme noktasında faize dokunmadan aslında şirketlerin daha iyi noktaya gelmesini sağlamaya çalışırız.

Diğer bir model yine faizsiz tabana dayalı geliştirdiğim model. Konutlardaki stokların eritilmesine yönelik yaklaşımım. Her sene 1,4 milyon adet konut satışı yapılıyor. Şuanda ipotekli satış oranları konut kredi faizleri yüksek olduğundan ciddi anlamda bir gerileme var. Bazı bankalar bu oranları geri çekti ancak bunun sürdürülebilir olması için kira getirisine endeksli olarak yine BES Fon’uyla entegre edecek olan bir faizsiz konut finansmanı öneriyorum.

Sümer: Elimi taşın altına koyuyorum

AK Parti hükûmetinin dış politikada, ekonomide, sağlıkta, eğitimde, ulaşımda ve her alanda devrim niteliğinde projeler gerçekleştirdiğini ifade eden Sümer, Türkiye’deki istikrarın ve refah seviyesinin daha iyi seviyelere çıkarılması için kendilerinin de bu yolda çalışacaklarını kaydetti. Sümer “Oyun kurallarının değiştiği yeni dünya düzeninde ‘Daha Güçlü Türkiye’ için yola çıkma ve taşın altına elini koyma zamanı” dedi.

Posted in İş Dünyası | Leave a comment

TGRT Haber Canlı Yayın Çekimi -15 Mayıs 2018

Posted in İş Dünyası | Leave a comment

Dr. Sümer, Daha güçlü bir Türkiye için aday oldu – MardinLife

24 Haziran seçimlerinde Mardin’de milletvekili olmak isteyen Dr. Levent Sümer dosyasını AK Parti’ye teslim etti.
— Şurada oku www.mardinlife.com/Dr-Sumer-Daha-guclu-bir-Turkiye-icin-aday-oldu-haberi-33596

Posted in İş Dünyası | Leave a comment

İnşaat ve Gayrimenkul 4.0 Temalı 7. Proje Yönetim Zirvesi Basın Bülteni ve Sonuç Bildirgesi

 

İnşaat ve Gayrimenkul 4.0 Temalı 7. Proje Yönetim Zirvesi Basın Bülteni ve Sonuç Bildirgesi

Uluslararası Proje Yönetim Enstitüsü (UPYE) ve Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından “İnşaat ve Gayrimenkul 4.0” temasıyla ortaklaşa düzenlenen 7. Proje Yönetim Zirvesi 21 Nisan Cumartesi günü Boğaziçi Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti. Zirvede birbirinden değerli konuşmacılar Endüstri 4.0 devriminin İnşaat ve Gayrimenkul sektörüne yansımalarını; Ekonomi, Şehirleşme, Finansman ve Tasarım ve İnşaat 4.0 panellerinde dinleyicilerle paylaştı.

Açılış konuşmalarını Boğaziçi Üniversitesi Yapım Mühendisliği ve Yönetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Başkanı Prof. Turan Özturan ve Uluslararası Proje Yönetim Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Levent Sümer’in yaptığı zirvede ana konuşmacı olarak Kuveyt ve Londra merkezli Quorum Center CEO’su, finans sektörünün önde gelen isimlerinden Tariq Al Rifai katılımcılara global finans piyasalarının mevcut durumu ve geleceğine dair geniş perspektifte bir sunum yaptı. Sn. Al Rifai, dünyadaki krizlerin temelinin aşırı borçlanma olduğunu, ekonomik krizlerin eskiye nazaran daha sık oluştuğunu, petrol fiyatlarının arz-talebe göre şekillenmediğini ve OPEC’in piyasa fiyatına etkisi konusunda gücünün pek fazla olmadığını, merkez bankalarının sanıldığının aksine piyasa belirleyici gücünün olmadığı, tam tersine piyasayı takip ettiğini, çıkarılan bonoların ekonomilere çok olumlu bir etkisinin olmadığını, Çin’in aşırı borçlanma sebebiyle yakın zamanda bir ekonomik krizle karşı karşıya kalabileceğini belirterek ezber bozan ciddi analizlerde bulundu.

Zirvenin Ekonomi 4.0 adlı ana oturumu Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın başarılı ve ufuk açıcı moderatörlüğünde Boğaziçi Üniversitesi Finans Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Vedat Akgiray, GYODER Başkanı Doç. Feyzullah Yetgin, Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkan Vekili Murat Üstay ve Seha Yapı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Mehmet Sait Culfik’in katılımıyla gerçekleşti. Bu panelde, Tariq Al Rifai’nin tezlerini destekleyecek bir çerçevede dünyadaki aşırı borçlanmanın ekonomilere olumsuz etkileri ve türev piyasaların ve diğer global gelişmelerin dünya ve ülkemiz ekonomisine yansımaları değerlendirildi. Deprem riski sebebiyle kentsel dönüşümün çok hızlı bir şekilde yapılmasının gerekliliği, bunun için yılda 500.000 adet konuttan fazla yenilemenin zorunluluğu, 2017’de satılan 1.4 milyon adet konut içerisinde yabancıya satıştan 4.6 milyar USD gelir elde edildiği, kentsel dönüşümde arsa ve mülk sahipleri ile geliştiriciler arasında bir ortak nokta bulmanın zorluğu ve bunun süreçlere etkisi vurgulandı. Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinin global politik gelişmelerden olumsuz etkilendiği, Libya, Irak ve Rusya’da son birkaç yılda yaşananlar sebebiyle yurtdışı yıllık sözleşme bedellerinin 30 milyar USD’lerden 15 milyar USD’lere gerilediği ancak bu krizlerin birer fırsata dönüştürülerek Güney Amerika ve Afrika pazarlarına açılım gerçekleştirildiği, finansı da beraberinde götürecek yeni modeller geliştirildiği belirtildi. Sektörün geleceği açısından finansman ve arsa maliyetlerinin ve emsal artışlarının yüksekliğinin sektöre olan negatif etkilerinin azaltılmasının gerekliliği ve gelecek nesillere daha iyi şehirler bırakabilmek için doğru ve uzun vadeli bir şehir planlama yapılmasının önemi vurgulandı.

Şehirleşme 4.0 konulu ikinci panelini yöneten UPYE Başkan Yardımcısı Emrah Mazıcı bu etkinliğin ana teması olan Endüstri 4.0’da yaşanan baş döndürücü gelişmeleri ve sektöre yansımalarını Okta Atölye Kurucu Ortağı Dr. Birge Yıldırım Okta, İlke Planlama Genel Müdürü Özcan Biçer, Honeywell Türkiye ve Kuzey Afrika Bölgesi Stratejik Pazarlama Lideri Sonat Çiftçioğlu, Turkcell IoT Müdürü Onur Turan ile birlikte detaylı bir şekilde değerlendirdi. Bu panelin öne çıkan hususları, kentlerin sosyolojik olarak ele alınması gerekliliği, dünyanın hızla kentleştiği, altyapının giderek artan önemi, şehir planlamanın şehirleşmeden sonra yapılmasının olumsuz sonuçları, yeni nesil kentlerin akıllandırılması gerektiği, Barselona ve Gaziantep’teki başarılı uygulamaların diğer şehirlere yayılması, verinin önemi ve dijitalleşmeyle birlikte milyarlarca cihazın haberleşeceği ve bunun hayatımıza yansımaları olarak öne çıktı.

İlk iki panelde konuşulanlar ekseninde Finansman 4.0 panelinde yeni nesil finansal enstrümanların sektöre yansımaları tartışıldı. UPYE Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Levent Sümer’in yönettiği bu panelde Satış Küpü Başkanı Kürşat Tuncel, Re-Pie CEO’su Hasan Bayhan, Albaraka Portföy Genel Müdür Yardımcısı Avşar R. Sungurlu, PwC Vergi ve Hukuk Hizmetleri Ortağı Umurcan Gago ve Burgan Yatırım Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Aktuğ Alimoğlu finansmana dair tespit, deneyim ve vizyonlarını dinleyicilerle paylaştı. Artan faiz oranlarından enflasyona, düşen konut fiyat artış oranları ve ipotekli satışlardan mevcut satış fiyatları ve alım güçleri arasındaki artan makasa vurgu yapılarak artık konutun bir yatırım aracı olmaktan çıktığı, bankaların verdiği konut kredilerine alternatif finansman araçları getirilmesi gerekliliği, sektörde fonların henüz emekleme aşamasında olduğu, fonların uzun vadeli yatırım aracı olarak değerlendirilmesi gerektiği, kurumsallaşma, standartlaşma, hukuki altyapı ve istikrar, BES fonları ile entegrasyon ve yapısal reformlar, bu panelin öne çıkan konuları arasındaydı.

Zirvenin sürpriz ve özel konuğu 14 yaşındaki Yapay Zeka ve Robot Tasarımcısı Eray Aktokluk’tu. Eray’ın tasarladığı ve yurtiçi ve yurtdışında sayısız ödül alan robotlardan oluşan bir sunum ve konuşmasından sonra UPYE Yönetim Kurulu Üyesi Biröz Biricik ile yaptığı söyleşi zirveye damga vurdu. Bu kadar genç yaşta böylesi önemli işlere imza atan Eray Aktokluk sorulara olgunlukla ve geniş bir vizyonla verdiği cevaplarla herkesi kendine hayran bıraktı. Eray, başarılarının arkasında yatan sebebin çok çalışmak olduğunu, aslında şu anda da öyle olmasına rağmen ilerde iyi bir yapay zeka tasarımcısı olmak istediğini ve literatüre adını yazdırmak istediğini, mevcut eğitim sisteminin öğrencilerin potansiyelini ortaya çıkarmaya yönelik düzenlenmesinin önemini vurguladı. Eray gibi genç yeteneklerin varlığı bizleri geleceğe dair umutlandırdı.

Tasarım ve İnşaat 4.0 paneli zirvenin son oturumuydu. UPYE Yönetim Kurulu Üyesi Emre Uluarabacı’nın vizyoner sunumu ve moderatörlüğünde panelin konuşmacıları Bahçeşehir Üniversitesi Yapı İşletmesi Anabilim Dalı Koordinatörü Dr. Gökhan Gelişen, Iron Mountain Gayrimenkul Direktörü Dr. Kağan Ceylan ve Entegre Proje Yönetim Genel Müdürü Kemal Okumuş dinleyicilere endüstri 4.0 devriminin tasarım ve uygulama aşamalarına yansımalarını geniş bir perspektifte ele aldı. Bina yapı modelleri uygulamalarından (BIM), 3 boyutlu yazıcılarla üretime, robot kullanımından drone’la, organizasyonların dönüşüm istek ve kabiliyetlerinin sürece etkisine kadar birçok konu etraflıca değerlendirildi.

UPYE bu zirvenin sonuçlarının ülkemiz için faydalı olması amacıyla karar vericilerce değerlendirilmek üzere aşağıdaki tavsiyeleri hazırladı. Bu tavsiyelerin hayata geçebilmesi için her türlü işbirliği ve detaylı çalışmaları yapmayı UPYE olarak bir vazife olarak addetmekteyiz:

  1. Global ekonomik ve siyasi gelişmeler, içinde bulunduğumuz coğrafya sebebiyle ülke ekonomimizi oldukça kırılgan hale sokuyor. Bu sebeple dönemsel teşvikler rahatlatıcı olsa da uzun vadeli yapısal reformların hayata geçirilmesi oldukça önem arzediyor.
  2. Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) altında Türkiye Müteahhitlik Fonu kurulması ve bu fon sayesinde TVF’nin yatırımcı olarak yurtdışında taahhüt yapan firmalara EPC-F – finansmanı beraberinde götürecek bir imkân sağlaması
  3. PPP ile fonlanmakta olan büyük yatırım proje fonlamasının sermaye piyasası araçlarıyla fonlanabileceği ve ana yatırımcılarının BES fonları ve global fonlar olduğu bir kurgunun hayata geçirilmesi, bunun için TVF altında Türkiye Yatırım Fonu Kurulması
  4. Taahhüt firmalarının yetkilendirme ve sınıflandırılması konusunda ulusal standart getirilmesi
  5. Tüm projelerde uygulanmak üzere ulusal proje yönetim standardının oluşturulması
  6. Yapı denetim ve kamu ihale sistemlerinin yeni nesil inşaat ve üretim anlayışı çerçevesinde güncellenmesi
  7. Konut finansmanında yüksek faizli banka kredilerine alternatif olarak kira getirisine dayalı faizsiz ve BES katkı fonlarıyla entegre edilebilen, “Yapı Tasarruf Sandığı” modelinden çok daha hızlı ve verimli bir şekilde hayata geçirilebilecek “Konut Fonu” kurulması
  8. Kredi Garanti Fonu’na alternatif/tamamlayıcı olarak “Müşareke Fonu” kurulması ve bu fondan yararlanmak isteyen taahhüt ve gayrimenkul firmalarının SPK’ya tabi firmalar olarak yapılandırılması ve gelecekte halka arza kadar gidecek bir değerlendirme/takip sürecine tabi tutulması
  9. GYO ve GYF mevzuatlarında değişiklik yapılması. Spesifik GYO kurmanın teşvik edilmesi, temettü dağıtmanın zorunlu hale getirilmesi, GYF’lerin kamu ortaklı projeler haricinde de iskan almamış projelere yatırım yapabilmesinin önünün açılması
  10. Mega şehirler kurmak yerine teknolojiyi en üst seviyede kullanan akıllı, yaşanabilir ve sürdürülebilir köy modeline geçilmesi, Anadolu’ya tersine göç hamlesinin başlatılması
  11. Kentsel dönüşüm sisteminin enerji verimli, sürdürülebilir ve akıllı yaşam alanları oluşturma mantığına göre tekrar kurgulanması
  12. Kitle fonlama araçlarının ve alternatif finansman modellerinin dönüşüm finansmanında daha yaygın kullanımının sağlanması
  13. Ülke-şehir-kasaba-köy-hane-birey nezdinde kendi kendine yetebilecek bir üretim, yatırım ve verimlilik modelinin hayata geçirilmesi
  14. İnsana ve zihin altyapısına yatırımın tüm fiziksel ve finansal yatırım araçlarından daha önemli olduğu insan odaklı bir yaklaşımın kurgulanması
  15. Kentleşmenin doğayla bütünleşik, mahalle kültürünü esas alan, toplumu izole etmeyen bir stratejiyle tekrar ele alınması

Saygılarımızla,

Dr. Levent Sümer

UPYE Yönetim Kurulu Başkanı

Posted in Eğitim ve Konferanslar, Güncel Konular | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Leave a comment